Site icon Gazetebanka

Libya’da büyük petrol şirketleri diplomasiyi aşan bir döneme mi giriyor?

Libya’nın 2028 hedefleri doğrultusunda sekizden fazla batılı petrol şirketi bölgedeki faaliyetlerini genişletiyor. Ancak siyasi güvenlik ve kaynak paylaşımı konuları, uzun vadeli istikrar için belirsizliğini koruyor.

Libya’daki ihale turu ve ana oyuncular

Libya, Muammar Gaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinden sonra gerçekleştirilen ilk lisanslama turunda National Oil Corporation (NOC) öncülüğünde üretimini iki milyon varil/gün (bpd) hedefleyen bir aşamaya doğru yol alıyor. Önceki yıl açıklanan kapsamda 22 blok onshore ve offshore olarak duyuruldu ve bunların en dikkat çekeni Chevron oldu; Area 106)>ENI, Repsol, MOL Group ve QatarEnergy gibi güçler de yeni koncesiyonlar elde etti.

Uluslararası aktörler ve bölgesel etkiler

Batılı şirketlerin Libya’da artan varlığı, yalnızca üretimi artırmakla kalmıyor; aynı zamanda operasyonel özerklik ve güvenlik altyapıları üzerinden siyasi etki kurma kapasitesini de beraberinde getiriyor. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu tür şirketler, host devlet onayıyla güvenlik personeli ve altyapı kullanımını yaygın şekilde devreye alabiliyor; bu durum, ülkenin siyasi dinamiklerinde önemli bir faktör haline geliyor. Bir yönüyle bu tablo, günümüz küresel enerji pazarında petrol ve gaz şirketlerini sadece ekonomik aktörler olmaktan çıkarıp politik aktörler haline getiriyor.

Tarihsel karşılaştırmalar ve günümüz dengeleri

Analistler, bu modelin kökenine bakarken Britanya Doğu Hindistan Şirketi’nin bölgelerde kurduğu nüfuz örneklerini anımsatıyor. 1600’lerden itibaren kendisini finansal olarak fonlayan bu yapı, modern dönemde de benzer bir etki kurma amacı güden şirketler için referans teşkil ediyor. Ancak günümüzde uluslararası hukuk ve şeffaflık gereklilikleri, eski dönemin baskın nüfuz politikalarını farklı şekilde sınırlandırıyor.

Jeopolitik arka plan ve Orta Doğu dinamikleri

Geçmiş yıllarda İran nükleer anlaşmasıyla başlayan ve ABD’nin 2018’de tek taraflı çekilmesiyle pekişen güç dengeleri, Çin ve Rusya’nın bölgede daha belirgin bir rol oynamasına olanak tanıdı. Avrupa’nın Rus enerji gazlarına olan bağımlılığını azaltma ihtiyacı da yeni keşif ve geliştirme hamlelerini tetikledi. Bu çerçevede Chevron, ConocoPhillips, ExxonMobil (ABD); BP, Shell (Birleşik Krallık); TotalEnergies (Fransa); ENI (İtalya); Repsol (İspanya) gibi liderler başı çekiyor. Ayrıca QatarEnergy, ENI ile kurduğu konsorsiyum yoluyla Avrupa için LNG tedarik güvenliği açısından kilit bir rol üstlenebileceğini gösteriyor.

Libya’nın potansiyeli ve karşılaşılan zorluklar

Libya, Gaddafi sonrası dönemdeki belirsizliklere rağmen bölgenin en büyük potansiyeline sahip ülkelerden biri olmaya devam ediyor. 2011 öncesinde günlük üretim yaklaşık 1,65 milyon varil düzeyindeydi ve ülkenin kanıtlanmış rezervleri yaklaşık 48 milyar varil olarak tahmin ediliyor. 2000’li yılların başlarında üretim 1,4 milyon varilin biraz üzerinde seyrediyordu; 2011’de ise iç savaş nedeniyle üretim 20.000 varil seviyesine kadar çökmüştü. Ardından toparlanan üretim yaklaşık 1,3 milyon varil civarında kaldı; politik nedenlerle zaman zaman kırılmalar yaşandı. Ayrıca doğal gaz üretiminin Avrupa için önemli bir taşıyıcı haline gelmesi hedefleniyor; 2030’ların başında yaklaşık bir milyar standart metreküp gaz/gün üretimi hedefleniyor ve ikinci yarıda shale gaz çalışmalarına başlanması planlanıyor.

Gelecek için portrer: barış ve istikrar

Görünen o ki, Batılı şirketlerin varlığı uzun vadede bir uzlaşı iklimi oluşturabilir; Washington, Londra, Paris ve Brüksel’in artan ilgi alanı bu süreci hızlandırabilir. Ancak 2020’den beri süregelen petrol gelirlerinin paylaşımı konusundaki temel sorunlar hâlâ çözülmüş değil. 18 Eylül 2020 ateşkes anlaşmasıyla UN destekli hükümetler arasındaki mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiği belirtilse de şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedemedi. Yatırımların güvenceye alınması ve siyasi- finansal çatışmaların köklü şekilde ele alınması, Libya’nın istikrarı için hayati önem taşıyor.

Exit mobile version