Citigroup, süper El Niño riski nedeniyle corn, soybeans ve wheat için hedeflerini yükseltti. Üç aylık ve 12 aylık hedefler netleşti; riskler ise production at risk çerçevesiyle vurgulandı.
Citigroup, tarım emtialarında önemli bir güncelleme yaparak corn, soybeans ve wheat için hedeflerini yükseltti. Banka, 2026 sonu-2027 başında görülen süper El Niño’nun en yüksek güvenilirlikte risk olduğuna işaret ediyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) Ağustos 2026 güncellemesi ise çok güçlü El Niño olasılığının %90’ı aştığını ve Ekim-Aralık döneminde bu gücün 1950’lerden beri kaydedilen tüm El Niño olaylarını aşabileceğini gösteriyor.
Hedefler şu şekilde belirlendi: corn için 3-aylık hedef $5.40/bushel, 12-aylık hedef $5.90/bushel; soybeans için 3-aylık $12.75/bushel, 12-aylık $13.25/bushel; wheat için 3-aylık $7.25/bushel, 12-aylık $7.75/bushel. Citigroup, küresel tarım üretimine dair aşağı yönlü riskleri ortaya koyan production at risk adlı yeni bir çerçeve kullanıyor.
Bankanın görüşüne göre bu yükselişi destekleyen temel etkenler arasında hava koşulları ile El Niño’nun getirdiği mahsul tahminlerindeki revizyonlar, güçlü ihracat talebi, Karadeniz bölgesindeki tedarik aksaklıkları, gübre ve enerji fiyatlarındaki baskılar ve biyoyakıta olan küresel talebin artışı bulunuyor. Ayrıca güçlü El Niño’nun Endonezya ve Malezya’da palm yağı üretimini tehdit ederek soya yağı talebini ve soya kırma aktivitelerini tetikleyebileceği belirtiliyor.
Coğrafi riskler ve üretim üzerinde baskı
Citigroup, bu tabloya göre en savunmasız alanlarda palm oil, Robusta kahvesi, pirinç, şeker, kakao ile Avustralya’daki buğday üretimini öne çıkarıyor; bölgeler ise Avustralya, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Brezilya’nın bazı kesimleri olarak öne çıkıyor. Avrupa’da sıcak ve kurak hava dalgaları da buğday üretim tahminlerinde revizyona yol açtı.
Yatırımcı etkileri ve piyasa yorumu
Analistler, bu gelişmelerin tarım emtiaları fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı sürdürebileceğini söylüyor. Citigroup’ın notu, hava durumu baskılarının küresel talep ile birleşmesi halinde volatilitenin artabileceğine işaret ediyor ve üretimdeki risklerin dengeli bir kapasiteyle karşılanması gerektiğini vurguluyor.