ABD Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını ikiye katma kararı likiditeyi destekledi. Ancak getirilerin kalıcı olarak düşüp düşmeyeceği konusunda piyasa katılımcıları derin düşünceye dalarken, politika yolları da netleşiyor.
ABD Hazine Bakanlığı, 9 Eylül ile 4 Kasım arasındaki operasyonlarda uzun vadeli devlet tahvilleri için geri alımları en az iki kat artıracağını açıkladı; bir operasyon için hedeflenen tutar 2 milyondan 4 milyar dolara yükseldi. Bu karar, geçen hafta 10 yıllık ve 30 yıllık getirilerin ulaştığı 20 yılın zirvelerinin ardından geldi ve Hazine’nin açıklamasına göre maliyetli getirileri törpülemek için likidite desteğini güçlendirmek amacı taşıyor.
Neden getiriler yükseldi, ve kısa vadede ne değişebilir?
Getirilerin yükselmesi, genel olarak üç temel dinamikle açıklanabilir: Birincisi, borçlanma maliyetlerini baskılayan arz baskıları ve genişleyen bütçe açıkları gibi yapısal etkenler; ikincisi, Merkez Bankaları’nın doğrudan müdahalesi ve özellikle quantitative easing (QE) olarak adlandırılan varlık alımları; üçüncüsü ise ekonomik büyüme ve enflasyon beklentilerinin değişmesi.
Bu adımların arasında Hazine ve Fed’in doğrudan piyasalara müdahalesi, getirileri kısa vadede bastırsa da uzun vadede kalıcı bir çözüme tek başına yeterli görünmüyor. Uzun vadeli getirileri düşürmenin en olası kısa vadeli yolu olarak görülen QE’nin ise Başkanlık dönemi ve Merkez Bankası dengeleri nedeniyle şu an için yeniden geniş ölçekte uygulanması beklenmiyor.
Enerji arzı ve küresel piyasalardaki görünüm de önemli bir belirleyici. Hormuz Boğazı’ndan enerji akışlarının rahatlaması durumu, petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı yaratabilir; ancak piyasa bu etkiyi zaten fiyatlamaya başladığı için getiriler üzerinde kalıcı bir kırılma yapması beklenmiyor. Raporlar, Brent petrolün yıl sonuna kadar varil başına yaklaşık 76 dolar civarında seyredeceğini öngören anketleri yansıtıyor; şu anki seviyelerden bu yönde bir gevşeme ortaya çıksa bile, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinde radikal bir düşüş için yeterli olmayabilir.
Piyasaların mesajı ve politikaların yol haritası
Hazine’nin geri alım kararları, kısa vadeli bir piyasa yanıtı olarak likiditeyi artırsa da etkisi sınırlı kalabilir. Yetkililerin amacı kısa süreli piyasa dalgalanmalarını yatıştırmak olsa da, asıl kilit soru şu: Uzun vadeli getirileri sürdürülebilir şekilde düşürmenin yolu nedir? Analistler, üç ana politika yolunu sıralıyor:
Birincisi: Yapısal politika adımları
Arz baskılarının hafifletilmesi ve bütçe açığının sürdürülebilir seviyelere çekilmesi gibi küresel ekonomi için temel yapısal adımlar, getirileri uzun vadede aşağı çekebilir. Ancak şu an için enerji arzı ve jeopolitik gelişmeler gibi konular siyasetçiler için öncelikler arasında yer alıyor; bu yüzden politik değişimlerinin uygulanması zaman ve uzlaşma gerektirir.
İkincisi: Merkez bankası müdahalesi
Fed’in QE gibi niceliksel genişlemesi, uzun vadeli getirileri belirgin biçimde aşağı çekebilir. Ancak şu anda Fed’in bilançosunu kalıcı olarak küçültme yönündeki yaklaşımı ve piyasa beklentileriyle uyumlu bir yol haritası üzerinde uzlaşma zor görünüyor. Birkaç kez görülen geçici müdahaleler bile yalnızca piyasa işlevlerini geçici olarak toparlar; kalıcı bir düşüş için geniş çaplı ve sürdürülebilir bir politika değişikliği gereklidir.
Üçüncüsü: Ekonomik koşullarda değişim
Uzun vadeli beklentilerdeki yumuşama, enflasyon baskılarının hafiflemesi ve işgücü piyasasında yiğitleşen göstergelerin zayıflaması, Fed’in daha gevşek bir moentary politika yoluna yönelmesini tetikleyebilir. Ancak bu iyileşmenin ufku net değil ve bugün için piyasa, Temmuz toplantısında bile ilerici bir faiz artışının olmasını fiyatlıyor. Bu bağlamda, enflasyon hedefinin orta vadede geri çekilmesi, getirileri aşağıya çekebilecek ana faktörlerden biri olarak görülüyor.
Fransa, Japonya ve İngiltere’nin benzerleşen zorlukları
Gelişmiş piyasalarda benzer dinamikler mevcut. Fransa, IMF’nin gözetimindeki borçlanma piyasalarıyla mücadele ederken, ECB ve Avrupa Merkez Bankası’nın özel araçları olan Transmission Protection Instrument (TPI) gibi mekanizmalar üzerinden müdahaleler şartlı bir çerçeveye çekiliyor. Fransa için ise bütçe açığı hâlen %5’e yaklaşırken, TPI’nin uygulanması AB bütçe kurallarına uygunluk koşullarına bağlanıyor. Bu durum, küresel borçlanma piyasalarının karşı karşıya olduğu temel zorlukları vurguluyor: Uzun vadeli getiriler yüksekte kalırken, buna karşılık getirileri düşürecek net bir motor bulmak güçleşiyor.
Sonuç: Piyasalar için dengeli bir görünüm
Şu aşamada, getirileri kalıcı biçimde düşürmenin yolunun politik ve ekonomik faktörlerin gerçekçi bir kombinasyonunu gerektirdiğini söylemek mümkün. Hazine’nin geri alım kararları kısa vadeli bir likidite desteği sunarken, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini kesin olarak aşağı çekebilecek yapılandırılmış çözümler halen siyaseten zorlayıcı görünüyor. Bu durum, yatırımcıları dikkatli olmaya ve anahtar göstergelerin takibine yönlendiriyor: Enflasyon eğilimleri, büyüme görünümü, işgücü piyasası ve global arz zincirlerindeki sarsıntılar. Uzun vadeli tahvil piyasaları için ekranı açan tek net sonuç, getirilerin şu anda yüksek seviyelerde kalacak olması ve piyasalarda görünüm belirsizliğinin sürmesidir.
Not: Veriler ve analizler, ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamaları ile piyasa verileri doğrultusunda derlenmiştir. Finansal göstergeler ve politika seçenekleri, gelecek dönemde değişebilir.