Libya’da Sirte Havzası’nda derin su sondajlarına yeniden başlanması, Batılı petrol şirketlerinin bölgeye dönme kararlılığını güçlendiriyor. Ancak gelir paylaşımı ve siyasi istikrar konularındaki belirsizlikler, uzun vadeli yatırımları şekillendiriyor.
ABD ve başlıca Batı müttefikleri, Rusya’nın Ukrayna savaşındaki kırılgan konumundan faydalanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da enerji güvenliğini güçlendirmek istiyor. Bu çerçevede Libya’ya yönelik yaklaşım, tekil projelerden çok, çoklu sahalarda varlık gösterme ve ekonomik etkiyle siyasi nüfuz artırma hedefini taşıyor. Derinleşen bölgesel varlık ve yatırım kapasitesi, Batı’nın bu oyunda kullanacağı bir güç olarak karşımıza çıkıyor.
Libya’nın enerji temelleri açısından bakınca, ülkede 2011 öncesi üretim yaklaşık 1.65 milyon varil/gün düzeyindeydi ve Afrika’nın en büyük rezervlerinden biri olan yaklaşık 48 milyar varil kanıtlanmış rezerv Libya’da bulunuyor. 2000’li yıllarda üretim 1.4 milyon varil/gün civarında seyrederken, iç savaşlar nedeniyle üretim uzun süre krizler yaşadı; son dönemde toparlanma sinyalleri olsa da dalgalanmalar sürüyor.
28–29 milyar varil rezerv dağılımı gibi konular da bu süreçte kritik. Sirte Havzası, sahadaki ana üretim kapasitesinin büyük bölümünü barındırıyor ve Ghadames Havzası ile diğer sahalarla birlikte Libya’nın üretim potansiyelini belirliyor. 22 blok için yapılan lisans turuna 40’tan fazla uluslararası şirket başvurdu; toplam yatırım tutarı ise 3–4 milyar dolar aralığında kapasite gerektiriyor ve bu, 2026–2027 hedefleri için kritik bir kilit oluşturuyor.
Batı-Libya işbirliğinde yeni adımlar
Geçen yıl TotalEnergies başta olmak üzere birkaç Avrupa şirketinin Waha, Sharara, Mabrouk ve Jurf sahalarında üretimi 175.000 varil/gün artırma hedefiyle hareket ettiği görülüyor. North Jalo ve NC-98 sahalarının geliştirilmesi için NOC ile işbirliği sürüyor; söz konusu bölgelerin birlikte potansiyeli en az 350.000 varil/gün olarak öngörülüyor. Ayrıca Shell, Libya’da keşif olanaklarını değerlendirme kararı alırken Chevron yeniden sahaya dönmeyi planlıyor.
Sirte Havzası özelinde ise BP ve İtalyan Eni, bölgenin derin sularda ilk yeni offshore kuyularını açmaya başladı. Ortak girişimin 42,5% pay ile BP ve Eni’ye, Libyan Investment Authority’ya ise %15 pay düştüğü bu proje, 16 ek kuyu için taahhütte bulundu ve lisanslı alanlarda uzun vadeli varlığı işaret ediyor.
Taşlar nerelerde duruyor?
Libya Milli Petrol Şirketi NOC, üretimi 2028’e kadar 2 milyon varil/gün seviyesine çıkarmayı hedefliyor ve bu hedef, yakın dönemde yeniden aktifleştirilen Strategic Programs Office ile destekleniyor. Ancak bu hedefe ulaşmak için 2026–2027 döneminde 1.6 milyon varil/gün hedefiyle başlayan planlarda, siyasi riskler yüzünden belirsizlikler sürüyor.
Licensing turu ile ilgili görünüm umut verirken, kritik bir gerçek hâlâ çözümlenmiş değil: oğul ve merkezi bütçe üzerinden gelirlerin adil paylaşımı konusunda 2020’deki 18 Eylül mutabakatı ile başlayan uzlaşı, o zamandan beri tam uygulanabilirliğe kavuşmuş değil. Bu durum, üretim istikrarını doğrudan etkileyen en temel mekanizma olarak kalıyor ve gelecekte olası üretim kesintilerine kapı aralıyor.
Özetle, Batı’nın Libya’da yeniden derinleşen varlığı, Sirte Havzası ve çevresindeki projelerde somut adımlar atılmasıyla ilerliyor. Fakat yatırım güveninin kalıcı olması için hem lisans mekanizmalarının netleşmesi hem de gelir paylaşımı üzerinde kalıcı bir uzlaşının sağlanması gerekiyor. Aksi halde yüzeye çıkan kısa vadeli projeler, uzun vadeli siyasi ve ekonomik istikrar getiremeyebilir.