ABD ve müttefikleri, nadir toprak metalleri tedarik zincirinde yeniden kontrol için milyarlarca dolarlık destek açıkladı. Asıl rekabet, metallerin metal ve alaşımlara dönüştürüldüğü kritik aşamada belirginleşiyor.
Nadir toprak metalleri (rare earth metals) tedarik zinciri, Çin’in endüstriyel hakimiyetiyle şekillendi ve bugün Batı için stratejik bir meydan okuma olarak öne çıktı. ABD ve müttefikleri, güvenliğini sağlamak amacıyla yaklaşık 8,5 milyar dolar değerinde taahhüt açıkladı. Yıllar süren küresel üretimde Western supply chain, yüksek sermaye ihtiyacı, teknik karmaşıklık ve kısa vadeli kârlılık eksikliği nedeniyle Batı’da zayıflarken, Çin bu alanda tam ekosistemi kurdu: ayrıştırma, rafine etme, metal üretimi ve mıknatıs imalatı. Batı ise dönüşüm aşamasında geride kaldı.
Dönüştürme kilidi: kritik rol
Libby Sterenheim, REE Alloys’in CEO’su, Çin’in madencilikten çok daha fazlasını başardığını belirtti: ayrıştırma, rafine etme, metal üretimi ve mıknatıs imalatının tamamını kapsayan entegre bir ekosistem. Konversiyon (conversion) olarak adlandırılan, oksitleri metal ve alaşımlara dönüştürme aşaması ise zincirin kontrolünü belirleyen kilit rolü oynuyor. Sterenheim’e göre Kuzey Amerika’da ağır nadir toprak metalleri işleyip alaşımlar ve mıknatıslar üretebilen tek kapasite REE Alloys; rakipler ise ticari üretime girmek için yıllar sürecek bir yol haritasına hapsedilmiş durumda.
Konversiyon ve savunma için Kuzey Amerika adımları
REE Alloys, konversiyon kapasitesini Kuzey Amerika’da yeniden inşa etmek amacıyla Saskatchewan Research Council ile ortaklık kurdu. Böylece malzemeler nihai savunma üretimine kadar Batı içinde kalacak. Ayrıca Kokbulak projesi (Kazakhstan) bağlamında Demir içeren malzemeler için Altyn Group ile uzun vadeli, bağlayıcı olmayan bir tedarik anlaşması imzalandı.
Ohio’daki Euclid tesisinin, ağır nadir toprak metalleri metal ve alaşımlara dönüştürme konusunda Kuzey Amerika’daki tek ölçekli endüstriyel kapasite olduğu belirtiliyor. Tesis, şu anda ABD hükümeti müşterileri için özel malzemeler üretiyor ve savunma programları için kritik üretim yapabiliyor.
Uluslararası yanıt ve politika adımları
Çin’in savunma amaçlı bazı nadir toprak metalleri ile işleme teknolojilerini kapsayan ihracat kısıtlamaları geçmişte kullanılarak baskıyı sürdü. 2025 sonlarında bu yönde atılan adımlar ile birlikte 2010’da Japonya’ya yönelik kısıtlamalarını andıran gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler ışığında Washington, Çin’in kritik mineral tedarik zincirine yönelik baskıyı azaltmak için müttefik ülkelerle görüşmeleri hızlandırdı. Savunma Bakanlığı, Defense Production Act (DPA) çerçevesinde yerli işleyişi destekleyen adımlar atıyor ve MP Materials gibi firmaların yerel üretimini güçlendiriyor. Ayrıca savunma ve ileri teknoloji için kritik minerallerin stratejik rezervinin kurulmasına yönelik 12 milyar dolarlık bir program başlattı.
Bir zaman yarışında kilit konum
RE Alloys, zincirin en hassas aşamasında çalıştıklarını savunuyor: konversiyon adımı olmadan başka hiçbir aşama gerçek anlamda kontrollü bir tedarik zinciri sunmuyor. Yeni tesisler inşa etmek, izinler, finansman ve savunma müşterileriyle nitelik kazanmak gibi engeller nedeniyle kısa vadeli rekabetin neredeyse imkânsız olduğunu belirtiyorlar. Bu yüzden Batı’nın konumunu güçlendirme çabaları, uzun vadeli projelere dayanıyor ve kayda değer bir zaman alacak.
Sonuç olarak, Çin’in entegre ekosistemi karşısında Batı’nın odaklandığı konversiyon aşaması, nadir toprak metalleri tedarik zincirinin gerçek kilidini oluşturuyor. Kuzey Amerika’da dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesiyle, savunma ve ileri teknoloji için kritik malzemelerin bölgesel bağımlılığı azaltılabilir mi, zamanla mı yoksa sadece maliyetlerle mi ölçülecek sorusu önümüzdeki dönemde belirleyici olacak.