Site icon Gazetebanka

Hürmüz Boğazı kapanması küresel gübre piyasasında şok yaratıyor

Hürmüz Boğazı kapanması küresel gübre piyasasında şok yaratıyor

Hürmüz Boğazı kapanması küresel gübre piyasasında şok yaratıyor

Strait of Hormuz’un kapanması, küresel amonyak ve üre ticaretinin önemli payını tehdit ediyor. Rystad Energy’nin 2025 raporu, tedarik akışlarında olası sekteyle gıda güvenliği ve enflasyon baskılarının güçlenebileceğini gösteriyor. Hindistan ile Güney Kore en çok risk altında.

Analiz, lojistik aksamaların sürmesi halinde amonyak ve üre piyasalarında zaten kırılgan olan dengelerin daha da zorlanabileceğini ve bu durumun tarımsal-gıda arz zincirlerinde kırılmalara yol açabileceğini orta vadeli bir senaryoda öne çıkarıyor. Enerji güvenliği ile gıda güvenliği arasındaki bağı güçlendiren bu gelişme, politika yapıcıları ve alıcıları acil önlemlere yönlendirecek bir baskı yaratıyor.

Gıda güvenliği üzerindeki riskler

Rystad Energy’de Global Hydrogen’in Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Başkanı olan Minh Khoi Le’nin çalıştığı değerlendirme, enerji güvenliğinin gıda güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğuna işaret ediyor. Gübre arzında yaşanan aksaklıklar tarımsal üretimi ve sonuç olarak gıda tedarikini etkileyebilir. Özellikle Ammonyak ve Üre ihracatında Orta Doğu’ya bağımlılık yüksek olan ülkeler, üretim ve maliyet artışından daha güçlü etkilenebilir.

En çok etkilenen ülkeler

Hindistan, Körfez ülkelerinden gelen gübre ithalatının yaklaşık yüzde 6–8’ini karşılıyor olduğundan kritik bir risk altında bulunuyor. Ayrıca Hindistan’a yönelik toplam üre ithalatında önemli bir pay buradan geliyor; yaklaşık olarak 2,2 milyon ton üre Hindistan’a ihracat olarak yönlendirilmiş durumda. Güney Kore, Tayland ve Avustralya gibi Asya-Pasifik ülkeleriyle birlikte Amerika kıtasında da ABD ve Brezilya gibi büyük alıcılar bu tedarik akışlarından etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor.

Küresel üretim maliyetleri ve fiyat baskısı

Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın süresi uzarsa, bölgeler arası üretim kapasite kaydırmaları gündeme gelebilir; ancak bu tür faaliyetler genellikle Avrupa gibi yüksek maliyetli bölgelerde yoğunlaşabilir. Sonuç olarak gıda fiyatları ve genel enflasyon üzerinde baskılar güçlenebilir. Piyasalar, tedarik zincirlerindeki belirsizliklerle mücadele ederken maliyetler üzerindeki baskıya karşı özellikle dikkatli adımlar atıyor.

Yeşil amonyak çözümleri ve uzun vadeli bakış

Yeşil ya da e-amonyak, yenilenebilir enerjiyle üretilen bir alternatif olarak arz güvenliğini güçlendirme potansiyeline sahip olarak görülüyor. Avrupa’nın enerji güvenliğini güçlendirmek amacıyla gündeme gelen bu yaklaşım, Çin’de pilot projelerle hayata geçiriliyor olsa da konvansiyonel gübrelerle rekabet gücü henüz belirsiz. Hindistan’da yapılan bazı ihale sonuçları, yeşil amonyak ile konvansiyonel amonyak arasındaki maliyet farklarının kapanabileceğine dair göstergeler sunsa da projelerin çoğu 2030’a kadar üretime geçmeyi hedefliyor. Bu süreçte Uniper ve AM Green’in Hindistan’da yeşil amonyak üretimine yönelik anlaşması ile Yara International ve ATOME Energy’in Uruguay’daki alım-satım bağları dikkat çekiyor; ancak yakın dönemde arzı rahatlatacak somut sürtünmelere dönüştürecek boyutta adımlar sınırlı kalıyor.

Piyasadaki işaretler ve analitik özet

2025 yılında küresel amonyak ticareti yaklaşık 10,9 milyon ton olarak gerçekleşti; 2024’e göre bir miktar gerileme kaydedildi. Bu hacmin yaklaşık %15’inin boğaz kapanması halinde risk altında olduğu hesaplanıyor. Urea tarafında ise 2025 yılında küresel ticaret yaklaşık 50,8 milyon ton düzeyinde görüldü ve bu miktarın yaklaşık 10,6 milyon tonunun, boğazdaki aksaklıklardan etkilenen ülkelerden çıktığı tahmin ediliyor. Bu bağlamda Hindistan’a yaklaşık 2,2 milyon tonluk urea ihracatı bu duruma işaret eder nitelikte. Öte yandan ABD ve Brezilya gibi batı yarımküresi ülkeler, bu tedarik akışlarına alternatif arayışlarını hızlandırabilirler.

Rusya’nın Ukrayna savaşının ardından gelen hacimsel düşüşler de küresel amonyak ve üre piyasalarında kırılganlığı artırmışken, Orta Doğu’da yaşanan mevcut gerilimler bu kırılganlığı bir adım öteye taşıyor. Tedarik zincirlerinde yoğunlaşan üretim gücü ve kritik deniz yolundaki chokepoint’ler, ilerleyen dönemde fiyatlamalarda volatiliteyi yükseltecek temel dinamikler olarak öne çıkıyor.

Exit mobile version